Sent ’etik’ mi ?

Sentetik, Sapanca da ne kadar etik? Sunilik, Sapanca’nın doğasına, markasına, rengine, insanına, sporcusuna, görünümüne, turizmine ve sayabileceğimiz onlarca nitelikli özelliğine ne kadar uyum sağlayabilir. Sapanca’yı tarif ederken yeşille mavinin buluştuğu yer deyip bir de böbürleniyoruz, değil mi? Sakarya da ki sahaların etap etap suniye döndürülmesi planlanıyor ve uygulamaya konuluyor. Neden? Sentten. Sent nedir, Amerikalıların kuruşu, kısacası en küçük para birimi. Doğal çimin maliyeti, bakımı, uğraşısı, koşuşturmacası, takibi,  ekibi, fazla sente malolduğu düşünülünce, döndük dolaştık daha az sent harcanıp, uğraşı gerektirmeyen, bakım beklemeyen, koşuşturmaca istemeyen suni sisteme dönelim dedik. Üstelik Süs Bitkiciliği’nde Türkiye’de marka olmuş, ülkemizde ilk Fidan Borsası kurulmuş, dünya çapına rulo çim satma pozisyonuna gelmiş, yeşilin kimyasına sahip Sapanca da bundan nasibini alır duruma geldi. Yeşilin beyinciği, çimin kalbi, toprağın karaciğeri, havanın akciğeri, gübresi adeta midesi, suyu damarlarda dolaşan kanı, sonbaharın gözü, ilkbaharın yüzü. Yüce yaradan, bir insan gibi

Sapanca’nın doğasına her şeyi bahşetmişken, bu bedene sahip çıkamıyoruz. Canlı bir yaşam dururken, çocuklarımıza bitkisel hayatı yaşatmamalıyız. Sporcunun yaşam kalitesini ve oyun becerisini düşüren, vücut sağlığına zarar getiren, nefes alışverişine etki eden, fiziksel sakatlıklara kapı aralayan, gelişme dönemindeki çocuğun fizik yapısının istenmeyen bir şekle bürünmesine sebebiyet veren, barındırdığı kimyasallar ile gelecek dönemlerde kanser riskini tetikleyen, bitkisel hayatın acı gerçeği suni solunum cihazına mahkum bırakan bir yapıyı, nasıl olur da avuçlarımızda bizden hiçbir şey beklemeden durabilen, sağlık veren, vücudumuzdaki elektriği emen, psikolojimizdeki sertliği gideren, nefes alışverişimizi düzenleyen, üzerinde güle oynaya yuvarlanırken çamurlanıp da bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiren, görselliği ile her daim kendine hayran bırakan bir yapıya, tercih ederiz ? Bir tarafta hayvan gübresi, toprak, su ve doğal çim canlı yaşamı temsil ederken, diğer tarafta kalın naylon ip, kimyasal boya, sentetik beton zemin ve petrol kalıntısı gravür suni yaşamı temsil ediyor.

Sapanca’da çim sahanın bakımı çok kolaydır, fazla sent harcamakta gerektirmez. Çimin anavatanıdır çünkü. Nasıl mı? Saha sayımızı çoğaltacağız, saha sayımız çoğaldığında bir sahada maç oynama oranı oldukça düşecek. Sporcularımızı bilinçlendireceğiz. Sahalara bakım yapacak, yaz kış tamamen işi stat bakımı olacak bir ekip oluşturacağız. Rulo çim üretimi yapan firmalarımızdan sponsorluk desteği alacağız. Yapılan tüm bu çalışmalardan herkes karlı çıkacak. Sapanca’da ki sahaların kalitesini gören takımlar, firmalar, peyzaj uygulayıcıları çimini Sakarya’dan temin edecekler, halk daha geniş yeşil alanlara sahip olacak, şehirde ki yaşam kalitesi artacak, sporcu mental ve fiziksel anlamda istenilen düzeye gelecek, Sapanca’ya gelen yerli ve yabancı turistin zihninde hayranlık uyanacak, sabah ve akşam sporu yapanlar güne ayrı bir motivasyonla başlayacak. Şimdi siz de biraz düşünün sent mi çabamı, sunilik mi doğallık mı? Sent yüzünden doğallığı kaybetmek etik mi (Sentetik)? Hangi futbolsevere, sporsevere sorsanız suni çim ile doğal çim arasındaki farkı size 10 saniye de çabucak özetler. Futbolun zenginliği doğal çimdir. Sentetikte değil, doğal çimde mücadele eden sporcuları izlemek, şartlara teslim olan değil, şartları teslim alan bir toplum olabilmek dileğiyle. Sağlıcakla kalın.
Sporun gündemini www.facebook.com/sapancaspor sayfasından online takip edebilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Stad yerinde ağırdır” (Butik Stadyum)

Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nü Sapancalılar kurdu!

"Sadettin Tantan"